The Reader ~ Duyguyu okutan filmler…

436yrwer6666

Bazı filmleri sadece oyuncuları için izleriz ya, bu filmde benim için aynen öyle oldu.Biliyorum pek sağlıklı bir yargı değil, öyle ki bazen de sevmediğim birisi oynuyor diye film isterse herkes tarafından sevilsin, Oscar’la dolsun taşsın oturup izlememek gibi inatçı bir yanım da oluyor.Tabi bu tavrım kimeyse artık; şahsımın öyle bir takıntısı var maalesef.The Reader; baş rolde Ralph Fiennes ve Kate Winslet ikilisini ağırlıyor ve beni ister istemez “hadi gel ve izle” diyerek çağırıyor.Kaç gündür gözüm bu filmdeydi, bugün gerekli lobi faaliyetlerini yaparak kardeşimi de aldım yanıma oturdum izledim..

 

Film, Almanya’da geçiyor, II. Dünya savaşı sonrasında bir dönem zaman dilimi olarak alınmış.16 yaşlarında erkek karakterimiz bir akşam eve dönerken, bir sokak arasında kendisini iyi hissetmiyor ve ona Hana adında bir kadın yardım ediyor.Hanna onun iki katı yaşında olmasına rağmen bu ikisi bütün bir yazı birlikte geçiriyorlar.Ve birden Hana ortadan kayboluyor, bundan sanırım 8 sene sonra Michael artık bir hukuk öğrencisi olarak gözlemci olarak katıldığı bir savaş suçluları mahkemesinde Hanna’yı sanık sandalyesinde 300 insanı bilinçli bir şekilde öldürmekten yargılanırken görüyor.Film bundan sonra bilmediğimiz gerçekleri; bununla baş etmeyi, unutulamayanları ve etkinin gücünü anlatıyor..

 

Görüldüğü gibi 50’li yıllarda başlayan 95’li yıllara kadar devam eden uzun bir zaman sürecine sahip bir film.Michael’ı, gençlik yıllarında başka birisi yaşlılık yıllarında Ralph Fiennes oynuyor ve ben hangisi daha güzel oynuyor bilemiyorum.Zira çocuk; ilgiyi ve merakı, aşkı ve tutkuyu; üzüntüyü ve özlemi, şaşkınlığı ve karar vermenin zorluğunu çok güzel yansıtıyor.Onun için gençlik yıllarında kendini kaptırdığı bu aşk, bu ilgi bütün hayatını etkiler oluyor.50’li yaşlarında kızına bir itirafta bulunuyor; “ben kendimi kimseye açamıyorum..” diyen bir günah çıkarma belki de.Çocuktaki dönüşüm, hayata bakışında ki değişim açık bir şekilde görülüyor  belli bir süre sonra, ve tabi en güzeli her şeyin gözlerimizin önünde olması.

 

Ben buna bir aşk hikayesi olarak bakamıyorum ama Michael için, bütün hayatını sarsacak; etkisi altına alacak bir tutku.Filmde beni en çok etkileyen karakter Hana oldu. Kate Winslet, çok iyi bir oyuncu, her filminde bunu en baştan kanıtlıyor sanki.Yaşlılık halleri, işlediği suçu üzerinde taşıması, küçük mutlulukları derken oturduğum yerden hayran hayran izledim kendisini.Bu film için çok büyük umutlar bağlanmaması gerekiyor belki de ama izlendiği zaman insan o doymuşluk hissini hissettiriyor.Savaş sahnelerine girilmemesi, suç ve suçlu üzerinden hayatlara etkiyi göstermesi filmi “duyguları gösterme” konusunda sınırlarını çizmeye sevk ediyor.Ve ben tabi, bu tercihten daha fazla zevk  alıyorum.Boş vakti olup, merak edenler için, buradan izlenebilir; sağlam bir film.

 

Reklamlar

9 thoughts on “The Reader ~ Duyguyu okutan filmler…

  1. Filmi geçen hafta izledim ve çok beğendim.
    Kate Winslet’a olan hayranlığım ikiye katlandı….

  2. @ iselldreams

    Aynen benimde; bu kadının iyi oynadığını biliyordum ama özellikle o mahkeme ve hapishane sahnelerinde kendisine ayrı bir hayran kaldım..Zaten filmde yaşlanan bir tek oydu; suçluluk duygusunu, sevinçlerini, hüzünlerini çok güzel yansıttı..Ve bence çok güzel bitti; o durumda olması gereken en uygun durumdu bence..

  3. @ vizyonfilmizle

    Katılıyorum, son günlerde izlediğim bu filmler beni mutlu edecek şekilde hep güzel çıkmaya başladı.Bende şimdi sizin sitenize bakıyorum; sanırım oradan da film izlemek için çok yararlanacağım, çok dolu bir site olmuş, emeğinize sağlık..

  4. oyunculukları gerçekten güzel ama filme içtenlikle güzel olmuş diyemeyeceğim biraz duygusallık katarak… o kadar acıyı yaşayan milletin nasıl aynı zulmü yaptığına şaşaırmamak mümkün degil bana göre.. bana göre siyasi, yaptıkları zulmü unutturmak için bi film işte… her ne kadar müthiş bile olsa güzel diyemem bu sebeplere istinaden…

  5. @ aslı

    Her sene Oscar için bu tür içerikli filmler yapılır, belki de yapılış amacını buna bağlamak gerekir.İzlerken en gereksiz bulduğum şey Micheal’ın, son sahnede kiliseden kurtulan kadınla konuşmasının gereksiz uzaması ve konuşmanın aldığı yön oldu..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s