Acıklı olması gereken bir hikaye..

Uzun zamandır geceleri yatağa yattığımda, kabus dolu bir seans geçirmeden yeni güne merhaba diyemiyorum..Ve işin benim açımdan en acıklı tarafı nasıl kabuslar gördüğümü sabah kalktığımda hatırlayamıyor olmam.Hayatım kimilerinin ifade edebileceği bir mükemmellikte geçiyor, çok sevdiğim bir işim, her zaman yanımda olan bir ailem, arkadaşlarım ve bu mükemmelliği destekler tarzda devam eden diğer unsurlar..Ben bile bazen bu yalanlara kanıp o anlık da olsa kendimi mutlu hissedebiliyorum..

Her ne kadar gecelerli beni karabasanlara sürükleyen rüyalarımı hatırlamasam da, neden oluştukları hakkında sarsılmaz bir fikre sahibim.Hayatın bana sunduğu imkanlar karşısında, mutlu olmam gerekirken içimden hiç eksik olmayan ve gün geçtikçe beni boğan o tatminsizlik duygusunun bunda bir parmağı olduğunun farkındayım.Ancak farkında olmak sorunun çözümü olmuyor, hele çözümün nasıl olacağını bilmiyorsanız harekete geçme gereği bile duymuyorsunuz..

Ben ve o kahrolası rüyalarım, birlikte yaşamaya mahkumuz..Her şeye sahip olup da hala tatminsizlik yaşayan ben, bir yerde bunun cezasını da çekmeliydi değil mi..Ve içimdeki suçluluk duygusu “bu sana az” diye seslenirken, onu duymazdan gelmek artık eskisi kadar kolay olmuyor.Neyim var benim, neden böyleyim, neden elimdekinin değerini bilmediğim gibi bir de fütursuzca şikayet edebiliyorum?

Kaç haftadır bunlar zihnimi meşgul ederken, beni babamın antidepresan ilaçlarına çağıran ses sanki diğer seslere inat şiddetini arttırmaya devam ediyor.Depresyonda olmak böyle bir şey mi acaba, yoksa bende bunun son zamanlarda artan albenisine yakalanıp, kendi kendimi bu çıkmaza mı sürüklüyorum..Belki şu an bahsetmek için uygun bir yer değil ama bütün bu tatminsizlik duygusunun oluşmasında etken olan bir unsurdan da söz etmek istiyorum; sevgili kardeşimden..

Onu sevmek ve sevmemek arasında çizgide dolanıp durmaktan yorgun düşüyorum bazen; ama kardeşlik böyle bir şeydir diyen inancım bu duruma o kadar da aldırış etmiyor..Onu düşündükçe, zihnimde sıkışıp kalmış ve bana kendilerini hatırlatmaktan kaçınan rüyalarım, sanki ettikleri yemini unutmuşçasına gözlerimin önüne geliyorlar..Kardeşim geliyor gözümün önüne, hemen arkasından açık bırakılmış mutfak ocağı..Biraz daha zorluyorum kendimi, bu sefer içi su dolmuş bir düdüklü tencere dolusu kuru fasülye..Korkuyorum, gerçekten korkuyorum; bu rüyalarım ve kardeşim arasındaki bağlantıyı ortaya çıkarmaktan ve sonuçları ile yüzleşmekten korkuyorum..

Tatminsizlik değildir beklide, aslında akşamüzeri bahçede çekirdek yerken depresyonda bile olmadığımı hissettim.Peki neden bu kabuslar o zaman; kardeşimden haz etmemem ve hazımsızlık duygusu bir araya gelmiş olmasın.Benim trajik yaşantım, bu kadar basit bir nedenle trajik olmaktan çıkarsa, ben artık nasıl yaşarım..Pislik kardeşim, yine aklıma geldi ve canım trajik hikayemi mahvetti..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s